FANDOM


13402145401.jpg
olay yerine gittiğimde ortalık darmadağındı. cinayete kurban giden herif yatakta yüz üstü yatıyordu. genelevde çalışan bütün kızları odaya çağırıp "kim öldürdü lan bu herifi" diye bağırdım



hiçbirinden çıt çıkmıyordu. "bakın ben yalancıyı götünden tanırım" dedim ve ekledim; "indirin lan külotlarınızı"



hepsi çok korkmuştu, hemen isteğimi yerine getirdiler. tek tek kontrol etmeye başladım hepsi çok güzeldi. iyice aklım karışmıştı. boşver lan şimdi cinayeti falan diyip giriştim karılara.



böylece cinayeti çözemedim abi ? yani kusura bakmazsınız değil mi, çözemedik işte lan. zorla mı !


.Edit

biz türkler çok merakli insanlarız, yolda üç beş kişinin toplandığını gördük mü hemen biz de o kalabalığa dahil oluruz


geçenlerde yolda yürüyordum, birden büyük bir kalabalık gördüm. merak ettim, arkalarda kalmış yaşlı iki adama sordum


-noluyor amca ne var ?

-trafik kazası, pek de gençmiş yavrucak !


iyice merak ettim, başladım kalabalığı yarmaya. bir adam kendi kendine söyleniyordu.


-cık cık, insan karısını öldürür mü yahu ? hiç olmazsa o masum çocuklara acısaydı

-çok yanılıyorsunuz amca, adamın biri trafik kazası geçirmiş, hem...


adam sözümü kesti, bilmiş bir tavırla "hayır hayır, bir adam karısını ve üç çocuğunu boğarak öldürmüş" dedi


bir kişiye omuz attım, önümdeki adamı itekledim, "ortadaki şeyi" merak ediyordum. bu sefer iki kadın gördüm, diğerinden daha minyon tipli olanını dürttüm.


-ne oluyor ortada ne var ?

-cenaze var cenaze.. çok da ünlü biriymiş ölen


yanımızdaki kadın karşı çıkarak "IMF sihirbaz david'i göndermiş politikacılarımıza büyü yaptırmak için, siz hala uyuyun" dedi. ikisi başladılar kavga etmeye


- köylü kılıklı karı sen nerden bilicen sihirbaz david'i ?

- halt etmişsin sen, ağzını caart diye yırtarım senin...


ha gayret yaklaşıyorum, az kaldı geldim... kendimi ortaya attım, artık "ortada ne var" öğrenebilecektim


ortada elinde boya kutusu, fırçası yol şeritleri çizen bir işçi vardı...


.Edit

133971541935.png

"Emin abi!" diye seslendi öğrencilerden biri, lacivert kravatı sallana sallana koşarken. "Ha? Ne? Ne var?" dedi hademe Emin arkasını dönüp. Kısa boylu, şişman bir adamdı. Yuvarlak yüzünden gülümsemesi eksik olmazdı. "Abi Selim sınıfa kustu." Emin'in suratı asıldı, elindeki çay bardağını bıraktı. Bardağın ıslak altı yavaşça tabağa yapıştı. "Kustu mu?" "Kustu valla." "Te amına koyayım." dedi Emin. Bardağı tekrar kaldırdı, kalan çayı tek yudumda bitirdi. "Hangi sınıftaydın sen?" "11-A abi." "Tamam yürü ben geliyorum." Emin söylene söylene kalktı oturduğu sandalyeden. Tuvalete gitti, cebinden çıkardığı eski, büyük anahtarla kapının arkasındaki bölmeyi açtı, içerden paspasla kovayı aldı. Sınıfa doğru yürüdü. Zil çalmıştı. Sınıf kapıları açık, kimi öğrenciler içerde oturmuş bekliyor, kimi de dışarda kapı başında dikiliyordu. Gürültüleri koridoru doldurmuştu. 11-A'nın kapısında Ali hoca, elleri belinde bekliyordu. "Nerde kaldın Emin." "Geldim hocam geldim. N'olmuş kusmuşlar mı?" dedi Emin, bir omzu kovanın ağırlığıyla eğilmiş hızlı hızlı yürürken. "Yaa kusmuşlar. Bi temizleyiver şurayı sana zahmet." Girdi boş sınıfa. Kusmuk birikintisi arkada, sıraların arasındaydı. Turuncuydu, buram buram kokmuştu sıcakta, etrafa da sıçramıştı hep. "Temizlemek vakit alacak." diye düşündü Emin. "Hey Allah'ım ya. Şunların yaptığına bakın hocam. Koca koca adamlar oldular hala..." dedi, kovayı yere koydu. "Çocuk hastaymış Emin. Olur öyle şeyler. İnsanlık hali." dedi Ali hoca. Omzunda çantası, masanın başına geçmişti, sınıf defterine yalanlar karalıyordu. "Olur da hocam, insan buraya mı kusar? Bari tuvalete lavaboya kussaydı." "Elinden gelse hiç kusmaz Emin. Neyse hadi sana kolay gelsin. Ben öğretmenler odasındayım erken bitirirsen gelir haber verirsin." dedi ve çıkıp gitti. Söylene söylene paspaslıyordu Emin yerleri. "İt oğlu it nasıl kusmuşsa artık..." dedi mırıldanarak. Dışardan dersleri iptal olan öğrencilerin sesleri geliyordu. Homurdandı. "Bilirler ama hokramasını..." dedi. "Kolay gelsin." dedi biri kapıdan. Emin başını kaldırıp baktı. Bir kız öğrenciydi bu, kısacık eteği ve uzun kumral saçları olan. İçeri girmiş, sırasına doğru gidiyordu. "Sağol kızım." dedi Emin. Gözlerini ondan ayırmadan paspaslamaya devam etti. Kız çantasını açtı, kitapların arasına saklı bir sigara pakedi çıkardı, cebine koydu. Uzun gri süveteri avuç içine kadar geliyordu. "Sigara mı içiyonuz?" diye sordu Emin sırıta sırıta. "Söyleyem mi Ali hocaya?" "Sana ne abi sen işine baksana." dedi kız alınmış gibi. "Sağlığa zararlı bi kere. Ciğerleriniz pörsür." Kız ona aldırmadan kapıya yürüdü. "Ali hocaya söylüyorum seni." dedi Emin. "Sana ne be içerim içerim. Söylemiyceksin işte." dedi kız ona dönüp. "Ama senin iyi..." "Söylersen gününü görürsün." dedi kız, burnunu havaya dikip, kollarını sinirli sinirli sallayarak çıktı sınıftan, kapıyı da arkasından çarptı. "Amına kodumun orospusu." dedi Emin. Sessizdi sınıf, yere sürülen, arada bir de kovaya batırılan paspas hariç. Pencereler açıktı. Dışardaki sesler kesilmişti. Sonunda kusmuktan kokusu ve yerde bir ıslaklık hariç birşey kalmadı. Doğruldu Emin. Kovayı eline alıp kapıyı açmaya gitti. Durdu. Arkasına baktı. Düşündü. Yere bıraktı kovayı. Biraz önce gelen kızın sırasına gitti. Çantasını açtı. Pantolonunun fermuarını açtı, sikini çıkardı. Burnuna kadar geldi terli sikinin kokusu. Hemen kabaran aletini hırsla çekiştirmeye başladı. "Orospuuuu..." dedi yavaşça. Aklına kızın kısacık eteğini, beyaz çoraplarını, gömleğinin altında tomurcuklanan göğüslerini getirdi. Dudağını ısırdı. Alnından aşağı ter akıyordu. Yarım dakika kadar sonra kızın çantasının içine, kitaplarının üstüne boşaldı. Nefes nefese kalmıştı. Önce çantayı, sonra fermuarını kapattı. Kovayı aldı tekrar. Saate baktı. Dersin bitmesine yirmi dakika vardı. Öğretmen masasına oturdu.


.Edit

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Also on FANDOM

Random Wiki